Ön Söz

Image result for ön söz

Bu blogda Üsküdar Amerikan Lisesi’nde Türkçe dersinde hazılamış olduğum çalışmalarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu blogda; Çalıkuşu Mektup Çalışması, Çalıkuşu Alternatif Son, Yedek Parça Öz Değerlendirme ve Otobiyografik Şiir gibi çalışmalarıma yer verdim. Bu çalışmalarda yıl içerisinde okumuş olduğum bazı kitaplar hakkında bilgi sahibi olabilir veya kitaplar hakkındaki düşüncelerimi görebilirsiniz. Umarım yıl boyunca yazdığım yazıları toparladığım bu blogu okurken keyif alırsınız. Şimdiden okuduğunuz için teşekkür ederim.

Kaynakça:

https://www.netlog.com.tr/surdurulebilirlik/ekonomik-surdurulebilirlik/onsoz.asp

Çalıkuşu Alternatif Son

Feride; Musul’da doğmuş, anne ve babasını küçük yaşta kaybedince İstanbul’a taşınmış bir kızdır. Feride İstanbul’da teyzesinin Kozyatağı’ndaki konağında yaşamaya başlar, bir Fransız lisesinde okur. Çevresindeki diğer kız çocuklarından farklıdır. Diğer kızların aksine ağaçlara tırmanan ve daha asi bir kızdır. Teyzesinin Kâmran adlı oğluna aşık olur. Kâmran ile evleneceği gün tanımadığı bir kadından Kâmran’ın onu aldattığını ispatlayan bir mektup alır. Bu sebeple Anadolu’ya gitmeye ve olanlardan uzaklaşmaya karar verir. Öğretmenlik göreviyle Anadolu’da bir köye atanır. Birkaç farklı köye atanır ve bazı sorunlarla yüzleşmek zorunda kalır. İnsanlar Feride’ye çeşitli lakaplar takar, Feride ile evlenmek isteyenler olur. Feride, güzelliğinden dolayı birçok sıkıntı çeker.Atandığı köylerden biri olan Zeyniler, Feride’nin hayatında bir dönüm noktasıdır. Zeyniler adlı bu köyde, öğretmeni olduğu Munise adlı küçük bir kız çocuğu vardır. Feride için Munise, diğer öğrencilerinden farklı ve özeldir. Bir gün, Munise üvey annesinden korkup evden kaçar ve Feride onu evlat edinmeye karar verir. Artık Munise, Feride’nin hayatındaki en önemli parçadır. Her yere onunla beraber gider. Bir gün, belki de hayatındaki en acı olayı yaşar. Munise hastalanıp ölür. Feride bu olaydan çok etkilenir. On yedi gün uyur. Uyandığında Hayrullah Bey yanındadır. Hayrullah Bey ile Feride evlenir. Hayrullah Bey de ölünce Feride yaşadığı acılara dayanamamaya başlar. Yalnızlıkla başa çıkamayan Feride’ye bir mektup gelir. Mektubun kimden geldiği belirtilmemiştir. Mektubu açar, okumaya başlar. Mektupta teyzesinin hasta olduğu söylenmiştir. Mektupta, bu ağır hastalığı atlatması için en iyi doktorların ayarlandığı yazılmıştır. Feride’nin İstanbul’a gelmesi ve teyzesine destek olması istenmiştir. Feride’nin gözlerinden yavaş yavaş süzülen göz yaşları mektubun üzerine damlar. Kendini suçlamaya başlar. Hiçbir şey demeden çekip gitmesinin pişmanlığını yaşıyordur. Teyzesine veda etmeden gitmesinin ve bir açıklama yapmamış olmasının teyzesinin hastalığının nedeni olabileceği aklına geldikçe kalbinin sıkıştığını hisseder. Yanına birkaç eşyasını alıp apar topar evden çıkar. İstanbul’a gitmek üzere yola koyulur.

Feride, teyzesinin köşkünün önündedir. Nereye baksa Kâmran ile yaşadığı anılarını görmektedir. Kalbi hızla atmaya başlar. Kaçıp gitmek ister, ne yapacağını bilemez. Geri gitmek için arkasını döndüğünde aklına hasta teyzesi gelir. Zili çalmak üzere kapıya yönelir. Titreyen eliyle zile bastığında inleyen o ince zil sesini bile özlediğini fark eder. Kapı yavaşça açılırken Feride’nin kalp atışları iyice hızlanmaya başlar. Feride, kapıda Kâmran’ı görmeyi beklerken kapıyı hiç beklemediği biri açar. Kapıda kuzeni Müjgân’ı gören Feride çok mutlu olur ve yıllardır hasret kaldığı kuzeninin boynuna atlar. Müjgân çok telaşlı görünüyordur. Feride tam konuşmaya başlayacakken Müjgân birden bire koşmaya başlar ve köşkten çıkar. Feride Müjgân’ın arkasından seslense de Müjgân cevap vermez ve gittikçe daha hızlı koşar. Feride’nin dikkatini çeken tek şey, Müjgân’ın parmağındaki nişan yüzüğü olur. Tam arkasını döndüğü sırada kapıda Kâmran belirir. Feride’nin bayılmadan önce gördüğü son şey, Müjgân’ın yüzüğünün diğer eşinin Kâmran’ın parmağında olduğudur. 

Feride, uyandığında kendini eski odasının yatağında bulur. Başucunda oturan Kâmran, ona sorular sormaya başlar. Feride Kâmran’ı dinlemeden teyzesinin odasına koşar. Bir anda Feride’yi karşısında gören teyzesi çok şaşırır, ağlamaya başlar. Feride hemen yatakta yatmakta olan teyzesinin yanına koşar ve ona sarılır. Gözünden gelen yaşları gizlemeye çalışan Feride teyzesine nasıl olduğunu sorar. Teyzesi: “Boşver sen beni. Bunca zamandır neredeydin? Haber vermeden gitmenin bizi ne kadar üzeceğini tahmin edemedin mi? Tam da düğün…” der ve susar. Yanlış bir şey söylemek üzere olduğunu fark etmiş gibidir. Feride bu duruma aldırmaz ve: “Bunları sen iyileşince konuşuruz. Önemli olan bir an önce ayağa kalkman. Son zamanlarda o kadar ağır kayıplar yaşadım ki sana bir şey olursa bu durumu kaldıramam.” der ve teyzesini dinlenmesi için doktorlarla yalnız bırakır.

Feride odadan çıkar çıkmaz Kâmran ile karşılaşır. Kâmran biraz konuşmak için yalvarır ve bahçeye çıkarlar. Kâmran: “Bana açıklama yapma ve özür dileme fırsatı vermeden nasıl çekip gidersin? Seni nasıl merak ettim bir bilsen… Günlerce yataktan kalkamadım.” Feride: “Beni nasıl aldattığını mı dinlemem gerekiyordu? Senin şu anda Sarı Çiçek’in yanında olman gerekmez mi?” der. Kâmran’ın gözleri dolar ve: “Münevver’i geçen yıl kaybettik.” der. Feride ne diyeceğini bilemez. Ağlamaklı bir ses tonu ile: “O ölünce de kuzenimle mi nişanlandın? Sizi asla affetmeyeceğim.” der ve ağlayarak odasına koşar. Feride hâla Kâmran’a aşık olduğunun farkında olsa da yaptığı şeylerden sonra onu asla affetmeyecektir. 

Ertesi sabah doktorlar, teyzesinin durumunun gittikçe ağırlaştığını ve tedavi için yurt dışına çıkması gerektiğini söylerler. Feride, teyzesi ile gitmek istediğini söyler. Kâmran da onlarla beraber gitmeye karar verince Feride: “Daha çok canımı yakmak istemiyorsan bizimle gelme ve beni rahat bırak. Ben annene sahip çıkarım.” der ve teyzesiyle beraber yurt dışına gider. Birdaha İstanbul’a dönmez ve kendine yeni bir hayat kurar.

Kaynakça:

Yedek Parça Öz Değerlendirme

Bu yazıda Türkçe dersinin ilk okuma kitabı olan Yedek Parça’yı okuma sürecimi değerlendireceğim. Bu kitabı dört haftadır okuyoruz ve geçen hafta bitirdik.

Eseri okumadan önce, düzenli bir şekilde her gün kitabı okumayı planlıyordum ve her gün iki öykü okumayı düşünmüştüm. Bu şekilde kitabı kolay ve hızlı bir şekilde bitirebilecektim. Ancak kitap okuma sürecinde bu planı uyguladığımı söyleyemem. Hafta içi verilen ödevlerin yoğunluğundan dolayı okumam gereken öyküleri genellikle hafta sonları bitirdim. Yapmış olduğum planı uygulayamamış olmama rağmen kitabı bitirmem çok da zor olmadı. Bunun nedeni, her hafta okumamız gereken yaklaşık elli sayfa olmasıydı. Benden önce kitabı okumaya başlayan arkadaşlarımın görüşleri beni olumlu yönde etkiledi.

Eserdeki dil ve anlatım özellikleri daha önce okumuş olduğum eserlerden farklıydı. Bu eserin anlatımında, daha önce okumuş olduğum eserlere kıyasla çoğunlukla sokak ağzı kullanılmıştı. Argo terimler ve kaba kullanımlar vardı. Bu kitaptan önce okuduğum eserlerde bu tarz kullanımlara çok fazla rastlamamıştım. Bu eserin dili önceden okumuş olduğum eserlere göre daha ağırdı. Şiveli konuşmalar ve sokak ağzı kullanıldığı için öyküleri anlamakta biraz güçlük çektim. Daha önce okuduğum eserlerde bu şekilde zorlanmamıştım.

Sınıf içinde yaptığımız etkinlikler ve tartışmalar esere bakış açımda önemli değişiklikler yarattı. Sınıfta bazı öyküleri beraber okuduk. Yaptığımız okuma etkinlikleri öykülerin daha önce hiç fark etmediğim yönlerini fark etmeme yardımcı oldu. Verilmek istenen mesajlar hakkında farklı bir bakış açısı edinmemi sağladı. Aynı zamanda sınıfta yaptığımız okumalar ve analizler eserin dil ve anlatımında yaşadığım sorunları çözmeme de yardımcı oldu. Sınıfta yaptığımız analiz ve tartışmalar sonucu eseri farkli bir şekilde okumaya başladım. Detaylara daha çok dikkat ettim ve öyküler arasında bağlantı kurmaya çalıştım. Okuma etkinlikleri dışında yaptığımız diğer etkinliklerin de çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Örneğin, yaptığımız poster etkinliği hem eğlenceliydi hem de bazı öyküleri daha iyi anlamamı sağladı.

Yedek Parça adlı eser beklediğimin aksine sürükleyici ve etkileyiciydi. Yazarın dikkat çektiği konular ve toplumda yaşananları anlatış biçimleri ilgi çekiciydi. Bu eser, bana farklı bir bakış açısı kazandırdı.

Kaynakça:

http://eminkasapoglucpl.meb.k12.tr/tema/icerikler/oz-degerlendirme-sureci-basladi_3434344.html

Otobiyografik Şiir

Image result for otobyografi

2004’tür doğum tarihim,

Tek kızıyımdır çekirdek ailemin.

İstanbul’dur Doğum yerim,

Alıştığım güzel şehrim.

Yedi yaşımda taşındım,

Bu çok sevdiğim daireye.

Belki de en kalıcı arkadaşlıkları,

Edindiğim bu siteye.

Dokuz yaşındaydım tanıştığımda,

Beni rahatlatan tek uğraşla.

İstisnasız her günüm,

Dansla geçiyor şimdi.

Kaynakça:

http://adv471-2013.blogspot.com/2013/12/kisisel-biyografi-otobiyografi-yeniden.html

Çalıkuşu Mektup Çalışması

Zeyniler, 17 Kânunuevvel

Image result for mektup

Sayın Muhtar,

Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Öncelikle, bu mektubu yazma sebebimi açıklamak isterim. Nasıl anlatacağımı bilmemekle beraber olumlu bir cevap vermenizi umuyorum. Ben sizden Munise’yle ilgili bir şey isteyeceğim. Ona duyduğum bağlılık ve sevgi nedeniyle onu evlat edinmek istiyorum. Ailesinin Munise’ye karşı olan tavır ve davranışlarını göz önünde bulundurduğunuz vakit, bana hak vereceğinizi düşünüyorum.

Bu gece bir ses işittim. İlk başta rüzgâr sarsıntısı sandım. Sonradan anladım ki kapı çalıyormuş. Yatağımdan fırladım, merdivenlerden aşağı koştum. Hatice Hanım da aynı sesi duymuş sanırım, elinde bir mum ile kapıya çıkmıştı. Kapıyı açmadan önce biraz tereddüt ettik. Hatice Hanım “Kim o?” diye bağırdığında inleyen o ince ses beni öyle heyecanlandırdı ki… Sesi hemen tanıdım. Kapıdaki Munise’ydi. Kapıyı hızlıca açtım. Munise’yi kollarımın içine aldım. O an duyduğum mutluluğu ve rahatlama hissini anlatamıyorum. Öz kızıma kavuşmuş gibiydim. Ona nasıl da hasret kalmıştım… Onu o kadar merak etmiştim ki… Kendimi tutamadım, ağlamaya başladım.

Munise’ye baktığımda içim acıdı. Her yerine kar dolmuştu. Çok kötü bir halde görünüyordu. Hemen üstünü değiştirip yatağıma yatırdım. Belli ki karnı çok açtı. Biraz sütümüz vardı. Isıtıp Munise’ye verdik, karnını doyurduk. Biraz olsun kendine gelmişti. O kollarımda hıçkıra hıçkıra ağlıyor, bense bu duruma üzülüyordum.

Munise’nin  gözlerindeki minnet beni kendime getiriyordu. Yavaş yavaş konuşmaya da başlamıştı. Ona birkaç soru sordum. Ağır ağır cevaplar veriyordu. Neler yaşadığını sorduğumuz zaman, bize üvey annesinden korkup köyün öteki ucundaki bir ambara kaçtığını söyledi. Ambardaki samanların arasına girmiş. Samanlar insanı sıcak tutuyormuş. Bugün karnı acıkmış. Ancak onu yakalayıp tekrar eve götürmelerinden korktuğu için akşamı beklemek durumunda kalmış. “Hocanım bana mutlaka ekmek verir.” diye düşünmüş. Bu söylediği şey ve minnettar bakışları hem hoşuma gitti hem de ona acımama sebep oldu. Bana güvenmesi beni memnun etmişti. Her ne olursa olsun, ona her koşulda kol kanat gereceğimi kendisi de farkındaydı. Ancak beni üzen ve ona içten içe acımama sebep olan bir şey de vardı: Benden başka gidecek bir yeri yoktu. Ne yazık ki, onu koruyup kollayacak bir ailesi de yoktu.

Ben Munise’ye karşı farklı bir yakınlık duyuyorum. Belki ayrımcılık yaptığımı düşüneceksiniz fakat onu diğer öğrencilerimle bir tutamadığımı da itiraf etmeliyim. Munise’de beni ona bağlayan farklı bir şey var. Aramızdaki bağ çok kuvvetli. Belki de aramızdaki bu bağın nedeni yalnızlığımızdır. Birbirimizden başka sığınacak kimsemiz yok. Belki bu sebepten dolayı ihtiyacımız vardır birbirimize. Birbirimizi en iyi anlayan iki insan olarak yaralarımızı da ancak birlikte sarabiliriz. İnsanlar Munise’ye acıdığım için böyle bir talepte bulunduğumu düşünebilirler. Ancak onun bana ihtiyacı olduğu kadar benim de ona ihtiyacım var. Munise bana kendimi çok iyi hissettiriyor. Bugüne kadar çektiğim acıları unutturuyor ve beni yalnızlığımdan uzaklaştırıyor.

Sanırım mektubumu biraz fazla uzattım ama sizinle bütün hislerimi paylaşmak istedim. Beni anlamanızı umuyorum. Ben Munise’yi çok seviyorum. Onun da beni çok sevdiğini hissediyorum. Sizden istediğim şey, Munise’nin sorumluluğunu almama ve ona öz kızım gibi sahip çıkmama müsaade etmeniz. Ona elimden geldiğince iyi bakacağıma ve onu mutlu etmek için her şeyi yapacağıma emin olabilirsiniz. Ona herkesten ve her şeyden çok değer vereceğim. Munise de bu isteğimi duyduğunda çok sevindi. O da benimle yaşamak istiyor. Onun da isteği benimle aynı. İkimiz için de doğru şeyin bu olacağına tüm kalbimle inanıyorum. Beni anlamanızı ve bizi bir araya getirmenizi umuyorum. Mektubumu alır almaz bana cevap göndermenizi rica ediyorum ve yanıtınızı heyecanla bekliyorum. Kendinize iyi bakın.
Feride  

Kaynakça:

https://hthayat.haberturk.com/hayattan-hikayeler/haber/1051185-kocama-mektuplar-3

Son Söz

Image result for son söz nasıl yazılır

2018-2019 hazırlık sınıfı senesi boyunca yazmış olduğum çeşitli yazılar beni akademik yönden çok geliştirirken aynı zamanda keyif almamı da sağladı. Bu yazıları yazmak ve blogumu düzenlemek benim için çok zevkliydi. Blogumu okuduğunuz için hepinize çok teşekkür ederim. Umarım yazılarımı okurken iyi vakit geçirmişsinizdir ve yazdıklarım sizler için yararlı olmuştur.

Kaynakça:

https://www.sabah.com.tr/kultur-sanat/2018/11/01/mektup-nasil-yazilir-mektup-yazarken-dikkat-edilmesi-gerekenler